sadece sekerli su ile beslenmek suretiyle yapilan olene kadar yemek yememe eylemidir. turkiye tarihinde politik eylem olarak ilki 1970lerde- ikincisi 1984 yilinda tek tip kiyafet uygulamasina karsi yapilmis ve dort kisinin yasamini yitirmesiyle konuya iliskin insanlik disi cunta yasasinin degismesiyle sonuclanmisti.
1996 yilinda ise 12 eylemci yasamini yitirmis ve yine hukumlulerle anlasma saglanmasi sonucunda eylem bitirilmisti. donemin refah partili adalet bakani ünlü türk büyüğü hz.sevket kazan onlar gizliden gizliye yiyorlar aciklamasini yaptigi gun olumlerin baslamasi yuzunde tokat gibi patlamisti. ek bilgi olarak sevket kazan sivas katliami saniklarininin da avukatligini ustlenmeye calısan kisiydı.
2000 yilinda baslatilan olum orucunda ise 100 u cok askin tutuklu ve hukumlu yasamini yitirdi. bu defa yine ceza evlerinde insanlik disi f tipi cezaevi nakillerinin durdurulmasiydi neden.
insanların allah için değil kendileri için aç kalması isteklerini duyurmaya çalışma yolu.eylemler birilerinin kulağına gözüne ulaşsa sevineceğim ama bunun adı intihardan başka bir şey değil.yakınlarını sevdikleri yürekleri yakıyorlar bilmiyorlar.buna oruç adı verilemez açlık grevi denilebilir. isim yanlış çünkü oruç allah için tutulur.oysa burada dünyevi isteklerimizi kabul ettirmek adına aç kalıyoruz insanlara tepki gösteriyoruz. tepkili olmak güzel ama dediğim gibi keşke bu tepkiler yetkili ve etkili mercilerin gözüne kulağına ulaşabilse.öl istersen türkiye'de kendini yak,yinde de insanların kılları kıpırdamıyor ve onca açlıktan sonra olan böbreğine,midene ve iç organlarına oluyor.yani yine sen yine sen hırpalanıyor ,üzülüyor,örseleniyorsun.en iyisimi orucu hakeden için rab için tutmak ,ve tepkilerimizi de daha akıllıca yapabilmek.
ölüm orucunu açlık grevinden ayırt etmek gereklidir.belirli bir talep ya da talepler ile çıkılan yolda şeker,su,tuz alımı ile başlanan açlık grevi şeker ve tuz alımının kesildiği noktada ölüm orucuna dönüşür.adının ya da talebinin ne olacağı, en az olayların dışında kalanları ilgilendirmektedir. (bkz.: düştüm mahpus damlarına öğüt veren bol olur)
bir kaç kişinin ölümüne sebep olur,onlar öldüğüyle kalır,herşey kaldığı yerden devam eder .gider.etkili bir yöntem değildir ,bu da gidişatın istikrarından bellidir.
türkiye gibi 3. dünya ülkelerinde pek fazla ses getirmeyen eylemdir. türkiyede insan yaşamı ucuz olduğundan son derece etkiside cılız olarak kalıyor. bu onurlu davranış ise kazan, çiçek gibi adalet bakanları tarafından hiç görülmez-duyulmaz.
falanca dergi ölüm orucu tutan insanların fotoğraflarının gösterildiği bir ek sıkıştırmıştı okuyucularının eline zamanında..sırf o kıytırık dergi sebebiyle hafızama çivi gibi çakılmış bir kavram ölüm orucu..fotoğraflarda oğlunun elini tutan bir anne vardı...ojeli ayak parmakları bir kadının,bedeni yokluğa yaklaşmış ojeli parmaklar.. ve eski gülen gözleri o insanların.. o zaman bana ölümü değil ölümsüzlüğü anlatmışlardı. hiç ölmemek böyle bir şey olsa gerek. kuru gürültü yapmamak.. velhasıl ölüm orucu demek fazla hemde çok fazla onurlu mücadele demek..
evde ki ekonomik kriz yüzünden yapılan bir tür tasarruf.açlıktan kim ölmüş sözünün doğruluğuna inanan aile günde 1 dilim çeyrek ekmek ve 1 çay bardağı su ile günü hatim edebilir ve hiç bir şeyde olmaz.yapılan tasarrufta çabası...*