ismini yunanistanda askeri cunta doneminde 1973 yilinda politeknik ogrencilerin ayaklandigi gun olan 17 kasim 1973 tarihinden alan teror orgutu.
kuruldugundan, 11 eylul'deki abd hedeflerine saldirilardan sonra bush'un terorle savas cagrisina kadar hicbir uyesi yakalanmayan veya yakalanamayan bir derin devlet orgutlenmesidir.
20 yil boyunca sadece kritik ic politik unsurlar, ulkedeki amerikan ve turk unsurlari hedef almislardir.
11 eylul olaylarindan sonra ne olduysa bir kac kisi yakalnmis ve orgut cokertildi denmistir.
saibeli bir orguttur. acikca yunanistan gladyosunun en guclu uzantisidir. devlet ile olan baglantilarinin tamami hala cozulememistir. ya da cozulmus ama aciklanmamistir.
17 kasım 2005 bugündür.bugün,bugün olması itibariyle güzel birgündür.sonuçta bugünden başka bugün var mıdır? yoktur. o yüzden dolu dolu yaşamak akıllıca bir davranış olur.
17 kasım günü ayrıcalıklı ve özellikli bir gündür, gece saatin 00:01 olması ile başlayan mesaj ve telefon trafigini beraberinde getiren ve bana 21 yıl önce dogdugum anı baştan yaşatan mükemmel gündür.
2005- mesai saati dışında olmasına rağmen, online yazarlar bakımından sözlüğün pek bir sakin olduğu gün. hayırdır inşallah, bir topluca kepenk indirme durumları falan mı var, nedir ne değildir.
17 kasım terör örgütü adını, 1973 yılında atina politeknik öğrencilerinin cunta yönetimine karşı ayaklandıkları gün olan 17 kasım'dan almıştır.
her yıl abd karşıtı gösterilerle gündeme gelen 17 kasım günü, ayaklanmanın patlak verdiği 1973 yılında atina'da görevli oldukları için olaylara tanık olan yabancı diplomatlar ve gazetecilerin anlattıkları hayli ilginçtir. bu anlatılanlar defalarca yunan ve dünya basınında da yer almıştır.
öğrencileri, cunta yönetimine karşı ayaklandıran atina'daki fransız elçiliği'nin kültür ataşesiydi. bu kişi aslında fransız istihbarat örgütünün ajanıydı. öğrencilerin atina'da yaptıkları sokak gösterileri sırasında polis ve asker, gençlerin üzerine ateş açmışlardı. kan dökülmeye başlayınca öğrenciler politeknik binasına sığındılar. çatışmalarda çok sayıda öğrenci yaralanmıştı.
işin en ilginç yanı fransızların o günlerde yunanlılara sattıkları amx tankları politeknik'in demir kapılarını devirerek içeri girmiş, önüne çıkanı ezip geçmişti. çok zor durumda kalan öğrenciler, kurdukları bir radyo kanalıyla halktan ilaç ve yardım istemişlerdi.
politeknik radyosundan yardım çağrısında bulunan öğrenci maria damanaki idi. damanaki, yunanlı komünistlerin lideridir. babası üst rütbeli emekli bir subaydır.
bu arada fransa elçiliğine de telefon ederek yaralı arkadaşları için ilaç istemişlerdi. ancak elçilik telefonu yüzlerine kapatınca, hareketi başlatan öğrenciler kızgınlıkla fransızları lanetliyerek: bizi kışkırttılar şimdi de ölüme terkediyorlar diye radyodan yunan halkına ve yabancı gazetecilere ulaştırdıkları notlarla bu tepkilerini duyurmuşlardı.
ayaklanma sırasında öğrenciler arasına karışan sivil giyinmiş askeri polislerin provokatörlük yaptıkları, onları tanıyıp teşhis edenler olunca, çok tartışılmıştı. bunların üniversite cıvarındaki binaların çatısına çıkarak dürbünlü tüfeklerle politeknik olaylarını izlemek için toplanan halkı ve öğrencileri hedef alarak üzerlerine ateş ettikleri, yaklaşık 80-90 kişiyi vurdukları da diktatörlüğün çöküşünden sonra basında yer almıştı. bu olaylar sırasında tuğgeneral yoannidis askeri polis şefiydi ve sivillere ateş açtırarak öğrenci ayaklanmasını bir çatışmaya dönüşmesinden bir hafta sonra, cunta lideri papadopulos'a karşı bir darbe yaparak yönetimi ele geçirmişti.
işin en ilginç yanı 20 temmuzdan sonra demokrasiye dönüşün ilk günlerinde, yunan halkı, ellerinde fransız bayraklarıyla yollara dökülmüş, amerika aleyhine gösteriler yapmışlardı.
bu arada, 1963'te bir gece, başkasının adına hazırlanmış bir pasaportla fransa'ya kaçan başbakan konstantin karamanlis, demokrasinin fatihi olarak fransa devlet başkanı'nın özel uçağıyla yunanistan'a dönmüştü. onbir yıl paris'te yaşayan karamanlis'in fransa devlet başkanıyla çok özel ilişkilerinin olduğu da ilginç iddialarla yunan ve fransız basınında yer almıştı. bu iddialar arasında fransız devlet başkanının kızkardeşini karamanlis ile evlendirmek istediği de yer alıyordu. hatta fransa'nın, desteğiyle yunanistan'ın alelacele ab'ye alındığı günlerde, bu üyeliğin yunanistan'a karamanlis'e trahoma yani evlilik hediyesi olarak verildiği şeklinde değerlendirenler de olmuştu.
adını politeknik ayaklanmasından alan 17 k terör örgütü ilk eylemini, 1975 kasım ayında cia'nın atina'daki istasyon şefi richard welch'i öldürerek duyurmuştu. aynı dönemde kıbrıs'taki abd elçisi william roger'de öldürülmüştü.
richard welch atina'ya atanmadan önce 20 temmuz günlerinde kıbrıs'ta görevliydi. abd elçisiyle cia şefinin öldürülmesi, kıbrıs'a türk müdahelesine karşı bir misilleme idi.
17 k terör örgütü 1975-76-77 yılları arasında rütbeli 3 polis şefini öldürdü. bunlar 17 knın izi üzerindeydiler. onları hedef haline getirenler polis teşkilatı içindeki pasok sempatizanlarıydı. bu terör örgütünün cinayetleri 1999'a kadar sürüp geldi.
1975-1981 yılları arasında 17 knın libya, fkö ve suriye'nin kontrolünde bulunan terör örgütleriyle bağlantıları olduğu tesbit edilmişti.
17 k terör örgütünü kuran, bugün artık hayatta bulunmayan andreas papandreu'dur. cunta döneminde yunanistan'dan kaçıp italya'ya yerleşen bir grup taraftarıyla askeri yönetime karşı eylemlerde bulunmak amacıyla kurduğu pak adlı terör örgütünün devamı olan 17 k yunan insanının nefretini kazanmıştır.
pasok'un, pak terör örgütünün bir siyasi yapısı olduğu da iddia ediliyor, hatta adının harfleri bile bu iddiayı teyid eder niteliktedir. örneğin pasok'ta olduğu gibi…
bu örgüt, cunta döneminde (1967-1974) italya'da üslenmiş bulunan ve halen pasok'un milletvekilleri olan bir grup politikacı tarafından, askeri yönetime yönelik eylemlerde bulunmak amacıyla kurulmuş olan pak'ın 1974'ten sonraki bir uzantısıdır. pak'ın diktatörlük döneminde yaptığı tek eylem, atina'da, bir havuzun kenarında bomba patlatmak olmuştur. ancak italya'da üslenmiş bulunan militanları orada italyan terör örgütleriyle ilişki kurmuşlar hatta bunların bir bölümü libya ve bekaa vadisinde filistin terör örgütleri tarafından eğitilmişlerdir. diktatörlük döneminin çökmesiyle 1974'de yunanistan'a döndükten sonra yaptıkları ilk iş, türkiye ile abd'nin düşmanları olan suriye, libya ve iran istihbarat örgütleriyle ilişki kurmak oldu. 25 yıl boyunca görülen şu ki, kendilerini demokrasinin ve insan haklarının savunucuları olarak tanıtan bu yeni tür salon teröristlerinin eylemleri, terör kamplarında ellerinde kalaşnikofla fotoğraflar çekmekten öteye gitmedi. ancak türk ve amerikan insanlarını öldürmeleri için onlara düşman olanların eline silahvermekten de geri kalmadılar.
pak'ın kurucuları, bugün pasok'un içinde yerlerini almış politikacılardır. bunların arasında adını en fazla duyuran sifis valirakis, 1976'da kıbrıs üzerinden türk terör örgütlerine silah kaçırırken yakalanmış, pasok iktidara geldikten sonra ulaştırma bakanlığı müsteşarlığı'na, atanmıştı. bu görevi sırasında, doğu blokundan sağlanan silahların pkk'ya aktarılması için trafiği kurmuş, daha sonra, bir kez kamu düzeni bakanlığı müsteşarlığı ve iki kez de kamu düzeni bakanı olarak görev yapmıştır. bakanlığı döneminde yunan polis depolarından sözde çalınmış silahların, 17 k ve dev-solun amerikalılara ve türklere karşı gerçekleştirdikleri eylemlerde kullanıldığı tesbit edilmiştir.yunan polisine ait bu silahlardan bir tabanca türkiye'de teröristlere ait bir hücre evinde bulunmuştur.
bekaa vadisi'nde terörist olarak eğitilen ve halen yunanistan'ın siyasi yaşamında söz sahibi ve millet vekili olarak görev yapanlardan bazı isimler şunlardır:
17 knın harcı yoğurulurken, el atanları sayacak olursak ilginç bir tablo ortaya çıkar. örneğin makarios, doğu alman istihbarat örgütü (stasi), suriye istihbarat örgütü (muhaberat), kaddafi, kgb ve daha birçokları bu terör oluşumunun içinde yerlerini almışlardı.
17 k, özellikle nato, abd ve türkiye'ye karşı yaratılmış bir terör örgütüdür.
suriye ve libya; nato ve abd'ye, makarios; düşmanca hisler beslediği türkiye'ye, yunanistan; kıbrıs'ta enosis'i ve ege denizi'nin bir yunan denizi olmasını engellediği için türkiye'yi, yarattıkları teröre hedef göstermişlerdi. kgb ile stasi ise; batıyı yıpratmak için bu terör örgütünün içinde rol almışlardı. 1999'a gelindiğinde 17 knin destekleyicileri bir grup yunanlı politikacı ile birkaç kıbrıslı rum kaldı.
yunanistan'da bu terör örgütüne kucak açanlarsa; 1975'ten 1981'e kadar iktidarda bulunan sağcı politikacı konstantin karamanlis, türkiye'ye yönelik terörün yolunu açmak için 17 kın faaliyetlerine göz yummuş, tırmandıran ise, 1981'den sonra iktidara gelen pasok olmuştur.
atina'da yayımlanan tipos gazetesinde 14 ekim 1990'da yer alan, terörle ilgili bir araştırmada, yunanistan'ın arap terör örgütleriyle olan ilişkileri şöyle anlatılıyor:
17 k örgütünün, abu nidal terör grubuyla yakın ilişkileri bulunmaktadır. abu nidal grubunun avrupa'daki eylemleri için gerekli bütün malzeme 17 k tarafından sağlanmaktadır. libyalılar, 17 kı, amerikalılara karşı bir paravan olarak kullandılar. 24 nisan 1987'de atina'da havaya uçurulan sivil havacılık teşkilatına ait servis otobüsünün içinde, amerikalı askerler vardı. bu otobüsü uçuranlardan ebu bekir kundakar, yunanistan'da kendisini doktor olarak tanıtıyordu. hamdi hüseyin ile muhammed mahir ise, libya istihbarat örgütünde görev yapan subaylardı. gerçekleştirdikleri operasyonlarda 17 kı paravan olarak kullanmışlardır.
17 k terör örgütü 1975'den beri işlediği cinayetlere rağmen örgütün bugüne kadar tek militanı yakalanmış, hakkında en ufak sağlıklı bir bilgi edinilememiştir. bunun suçunu sadece yunan polisine yüklememiz haksızlık olacak. asıl neden, uzun yıllar iktidarda bulunan pasok iktidarının, güvenlik örgütlerinin kilit noktalarına yerleştirdiği adamlarının terörizmi açıkça korumaları olmuştur. yunan basınında zaman zaman bu iddiayı teyid eden yüzlerce haberler yer almıştır. bunlardan iki örnek aşağıda yer alıyor:
akropolis, ekim 1987:
yunan polisinin elinde 17 kasim ve ela adlı örgütlere darbe inderecek deliller bulunduğu halde, pasok yüzünden teröristlere bir şey yapamamaktadır.
apoyevmatini, eylül 1987:
yunanistan'da son zamanlarda yakalanan teröristlerin kullandığı silahlar, ordu ve emniyet teşkilatı depolarından çalınan silahların seri numaralarını taşımaktadır. kaynak : inaf newsletter