gel zamanıdır haydi gel fırtınayı kandırdım şüphe düştü içine mehtap bulut üstünde hadi tutun korkmadan uzanıp da öyle gel. gel ki artık görsünler kolay mıdır beklemek böylesine yaşamak ben sana hasret kumsal sen bana dalga dalga kavuşup da öyle gel. yok artık kimsecikler ne güneş ne de gölge aiçılıp perde perde soyunduk kendimize karanlıktan korkarım utanırım öyle gel. gel şarkılarım değişti ne lodos var ne de poyraz sakın gelme demeden çok yakın bir yerdeyim çakıl taşı sıcacık sarılıp da öyle gel yalandır yazdıkları ayrılık bir kelime seni benden koparan tek bir şeyim kalmadı ölesiye öyle gel.
inanilmaz güzellikte bir baris manço sarkisi. çok az bilinen bir sarkisidir baris abimizin ve 1992’de cikardigi "mega manço" albümünün en muhtesem parçasidir bana göre. bu nasil bir anlatimdir yarabbim. ruhun sad olsun baris abi.
yine dün gece sabaha kadar düsündüm seni içimde bir umut sanki her an gelecekmissin gibi hic düsündün mu ardinda kalan bu divaneyi ama bil ki ben sonsuza dek bekliyorum seni
bir sabah erkenden seherde gel kimseler görmeden gizlice gel bülbüller otmeden sessizce gel yeter ki bana gel
ugrunda yanayim kerem gibi gel daglari deleyim ferhat gibi gel iste canim vereyim mecnun gibi gel yeter ki bana gel
oyle isterdim ki her an rüyalarina girmeyi bir sarki olup dillere düsmeden söylenmeyi hatta rüzgar olup toz duman gelip sana yüz surmeyi ve damla damla kirpiklerinden süzülmeyi
bir sabah erkenden seherde gel kimseler görmeden gizlice gel bülbüller ötmeden sessizce gel yeter ki bana gel
ugrunda yanayim kerem gibi gel daglari deleyim ferhat gibi gel iste canim vereyim mecnun gibi gel yeter ki bana gel
biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok ama yinede gözlerini al gel elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini beni biri severse inanmam seni biri severse utanırsın bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel biliyorum konuşucak bir şeyimiz yok ama ızdırabım sende, mutlaka alda gel.
seni her halinle seviyorum biraz umut, biraz acı sorunu kendimde arıyorum beni kırık dökük bırakalı
gel gel de canım acısın bu aşkın hayaline kimler acısın sev, sevgi için acısın yeter ki bu yaptığın kalbe yarasın
sonumuzun ne olacağına kim karar verecek yada gözümdeki yaşları kim eliyle silecek bana yaşattığın anları sormadım ki sana yada senin gibi kalbimi atmadım bit kenara
seni her halinle seviyorum biraz umut, biraz acı sorunu kendimde arıyorum beni kırık dökük bırakalı bebeğim aşksız yapamıyorum inan deli gönül sana alışalı kapımı açtım sonuna kadar gönül ya içeri gir ya dışarı.
aşkımız sembolleşsin iğde çiçeklerinde olgunlaşan meyveler dalları eğerken gel duru bir yaz sabahı toros eteklerinde akdeniz dalga dalga kıyıyı döğerken gel.
seher yeli çamları, çavdarları tararken dağlar göller üstüne sisten perde örerken ilkbaharın ilk gülü kılıfını yararken sonbaharda son yağmur yollara yağarken gel.
suların sessiz akıp, kuşların ötme vakti yollar daha bitmeden düşlerin bitme vakti semada yıldızların uykuya yatma vakti ister ay batarken gel, ister gün doğarken gel.
gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.
gel zamanıdır haydi gel fırtınayı kandırdım şüphe düştü içine mehtap bulut üstünde hadi tutun korkmadan uzanıp da öyle gel. gel ki artık görsünler kolay mıdır beklemek böylesine yaşamak ben sana hasret kumsal sen bana dalga dalga kavuşup da öyle gel. yok artık kimsecikler ne güneş ne de gölge aiçılıp perde perde soyunduk kendimize karanlıktan korkarım utanırım öyle gel. gel şarkılarım değişti ne lodos var ne de poyraz sakın gelme demeden çok yakın bir yerdeyim çakıl taşı sıcacık sarılıp da öyle gel yalandır yazdıkları ayrılık bir kelime seni benden koparan tek bir şeyim kalmadı ölesiye öyle gel.
gökleri kucaklasın kolların, gel içime ellerin gözlerimin mehtabını süslesin akıyorsun ırmaklar gibi hayallerime büyülüyor gönlümü sanki rüyada sesin
naz ile uğulduyor kulaklarımda meltem iğneli bakışların yıktığı viraneyim ıstırap sergilerken yüzünde, binbir sitem neyleyim visalini, ben artık divaneyim
masmavi bir denizin ortasında ve kırgın içiyorum çöllerin bütün susuzluğunu damla damla kuruttu bu sevda ve bu yangın mendillerin gözümde arayıp bulduğunu
en acı duygularla bakıyorum göklere bahçıvanlar şimdi hep diken yetiştiriyor rabbim, kavuşmasamda dünyada çiçeklere ebediyyet bahçesi artık beni bekliyor
biliyorum, konuşacak birşeyimiz yok ama yine de gözlerini al gel elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini beni biri severse inanmam seni biri severse utanırsın bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel biliyorum konuşucak bir şeyimiz yok ama ızdırabım sende, mutlaka al da gel...