dogma akımının kurucusu olan önemli yönetmen.insan dogasına karamsar bir bakış acısıyla bakan yonetmen filmlerinde bol bol kapitalizm * ve amerikan sistemi eleştirisi ** yapar..
klişelerden kurtulmak için dogma95 manifestosunu hazırlayan ama kurallara bağımlı kalamayacağından dolayı kendi hazırladığı bu manifestoya dahi bağlanmayan, söyleyecek birşeyleri olduğu için film çeken danimarkalı büyük yönetmen/senarist.
* the orchid gardener / orchidégartneren (1977) * menthe - la bienheureuse (1979) * nocturne (1980) * the last detail / den sidste detalje (1981) * image of relief / befrielsesbilleder (1982) * the element of crime / forbrydelsens element (1984) * epidemic (1987) * medea (tv filmi, 1988) * zentropa / europa (1991) * the kingdom / riget (tv mini dizi, 1994) * breaking the waves (1996) * the kingdom ii / riget ii (tv mini dizi, 1997) * the idiots / idioterne (1998) * d-dag - lise (tv filmi, 2000) * dancer in the dark (2000) * dogville (2003, "usa" trilogy, bolum 1) * the five obstructions / de fem benspænd (2003; co-director: jørgen leth) * dear wendy (2004, screenwriter; yonetmen: thomas vinterberg) * manderlay (2005, "usa" trilogy, bolum 2) * the boss of it all / direktøren for det hele (2007) * wasington (in production, "usa" trilogy, bolum 3)
delilikle dahiligin kardes oldugunu gösteren, muhtesem yönetmen.her filminde yeni anlatim teknikleriyle seyircinin karsisina çikar. dancer in the dark filminde ve the kingdom adli televizyon dizilerinde kisilerin bunalimlari, olaylarin çözümsüzlügü ve yasanan kaos; agirlikli hatta abartili olarak kullanilan omuz çekimleriyle verilir. orada sadece bir kamera degil, ortami algilamaya çalisan, ürkek, kocaman bir göz vardir . bu ürkek göz ayni zamanda trier'dir. 12 yasinda okuldan kaçan, bir dönem akil hastanesinde kalan ve herseyden korkan bir çocuktur o. annesinin hediye ettigi kamera ile film hayatina baslayan trier için bugün de çok fazla sey degismemiştir. o hala “film çekmek disinda hayatta herseyden korkarim” demektedir. dogville ise brecht tiyatrosunun tadini yasatir. muhafazakar içine kapanik toplumun kurallari tebesirle yere çizilen çizgiler kadar basitir filmde. ancak tum basitligine ve silinebilirligine ragmen bu cizgilerin herkesin gözü önünde, alenen asilamayacak, silinemeyecek kadar sert ve karmasik oldugunu ortaya koyar. iyi ile kötünün birbirine karistigi, algilarin ve gerçeklerin sorgulandigi filmde muhafazakar toplumun cinnetidir dile gelen. trier'in muhafazakarlik ve yasaklarla dolu bir evin içinde geçen çocuklugu da , filmdeki basit ve net sunumun bir nedeni olsa gerektir.
çalışmasını engelleyecek kadar ağır bir depresyon geçirdiğini ve bunun kariyerini tehdit ettiğini açıklamış olan danimarkalı ünlü yönetmen. bu yıl sonunda çekimine başlaması planlanan antichrist adlı korku filmi de, bu depresyon yüzünden tehlikeye girmiş.